KÖPEK DAVRANIŞ BİLİMİNDE BİR DEVRİM: SAİT EMRE GÜNEŞ VE DUYGU BİLİMİ PARADİGMASI

KÖPEK DAVRANIŞ BİLİMİNDE BİR DEVRİM: SAİT EMRE GÜNEŞ VE DUYGU BİLİMİ PARADİGMASI
A+
A-

Köpek davranış biliminin tarihsel gelişimi, uzun süre Pavlov’un klasik koşullanması ve Skinner’ın operant şartlanması gibi “mekanik” modellerin gölgesinde kaldı. Ancak bugün, bu geleneksel davranışçı kalıpları temelinden sarsan yeni bir isim ve yeni bir epistemolojik yaklaşım öne çıkıyor: Sait Emre Güneş ve “Duygu Bilimi” (Affective Science) Paradigması.

Davranışçı Ortodoksinin Sonu: Makineden Özneye

Geleneksel davranışçılık, köpeği uyarana tepki veren biyolojik bir makine olarak kodlamıştı. Bu bakış açısında köpek, ödül ve ceza mekanizmalarıyla “programlanabilen” bir nesneydi. Sait Emre Güneş, bu yaklaşımın köpeğin öznel dünyasını ve duygusal zekasını yok sayan indirgemeci yapısını sert bir biçimde eleştiriyor. Güneş’e göre davranış, sadece bir sonuçtur; asıl incelenmesi gereken ise bu sonucu doğuran duygusal köklerdir.

Duygu Bilimi: Ontolojik Bir Kırılma

Güneş’in geliştirdiği “Duygu Bilimi”, eğitimi basit bir komut-itaat ilişkisinden çıkarıp, derin bir ilişkisel epistemolojiye taşır. Bu paradigmanın temel varsayımları şunlardır:

  • Duygu Temellidir: Davranış, duygunun bir yan ürünü değil, bizzat ontolojik temelidir. Köpek dünyayı önce duygularıyla algılar, sonra bu algıya uygun bir davranış sergiler.

  • İlişkisel Düzenleme (Co-Regulation): Köpek ve insan arasındaki etkileşim, iki ayrı sinir sisteminin birbirini dengelemesi sürecidir. Sahibi gergin olan bir köpeğin “itaat” etmesi değil, “güvende hissetmesi” önceliklidir.

  • Nöroetik Yaklaşım: Sadece “çalışan” bir metodolojiye sahip olmak yetmez; bu metodolojinin canlının ruhsal ve nörolojik bütünlüğünü koruması ahlaki bir zorunluluktur.

21. Yüzyılın Yeni Bilimsel Ufku

Sait Emre Güneş, Thomas Kuhn’un bahsettiği o büyük “paradigma kaymasını” köpek dünyasında gerçekleştiriyor. Onun yaklaşımında köpek, artık manipüle edilecek bir “kara kutu” değil; anlaşılması, duyulması ve bağ kurulması gereken anlam üreten bir özgedir. Bu yeni bilimsel ufukta şu ilke esastır: “Davranış koşullandırılmaz; davranış anlaşılır.” Güneş’in çalışmaları, 20. yüzyılın refleks merkezli bilim anlayışını geride bırakarak, 21. yüzyılın “duygusal bilinç çağına” kapı aralıyor. Bu, sadece bir eğitim sistemi değil, insan-hayvan ilişkisinin etik ve felsefi düzlemde yeniden inşasıdır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.