Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Merkezi’nde düzenlenen uluslararası konferansta, Türkiye’nin gelişim geriliği riski ya da engeli olan çocuklar için hayata geçirdiği Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemi’ni tanıttı.
NEW YORK – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin 19. Taraf Devletler Konferansı (COSP19) kapsamında, engelli çocukların geleceğini şekillendirecek kritik bir etkinliğe ev sahipliği yaptı.
BM Genel Merkezi’nde; Kanada, İtalya, Moldova, Portekiz ve İspanya’nın eş sponsorluğunda ve UNICEF iş birliğiyle “İlk Yıllar, Hayat Boyu Etki: Engelli Çocuklar için Aile Temelli Erken Müdahalenin Dönüştürücü Gücü” başlıklı bir yan etkinlik düzenlendi. Etkinlikte Türkiye, gelişimsel riski olan ya da engeli bulunan çocuklar için geliştirdiği “Aile Temelli Ulusal Erken Müdahale Sistemi”ni uluslararası kamuoyuna tanıttı.
“Sistem, Aileyi Güçlendirmeyi ve Erken Teşhisi Esas Alıyor” Panelde Türkiye modelini anlatan Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürü Taha Kürşad Sezen, erken çocukluk döneminin bireyin yaşam döngüsündeki en kritik evre olduğunu vurguladı. Bakan Mahinur Özdemir Göktaş’ın öncülüğünde geliştirilen sistemin temel amacının, ihtiyaç sahibi çocukların mümkün olan en erken dönemde tespit edilmesi ve sağlık, eğitim ile sosyal hizmetler arasında bütüncül bir koordinasyon sağlanması olduğunu belirten Sezen, şu bilgileri paylaştı:
Pilot Uygulama Başarıyla Sürüyor: Sistem, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde UNICEF’in teknik desteği ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonuyla hayata geçirildi.
6 Birimle Ücretsiz Hizmet: Uygulamanın ilk yılında pilot illerde kurulan 6 Erken Çocukluk Gelişimi Birimi, çocuklara ve ailelerine ücretsiz hizmet sunuyor.
Kapsayıcı Toplum Hedefi: Erken müdahalenin sadece çocukların değil, ailelerin güçlendirilmesi ve kapsayıcı toplumların inşası açısından “vazgeçilmez” bir yatırım olduğuna dikkat çekildi.
BM Genel Merkezi’nde büyük ilgi gören Türkiye modeli, engelli çocukların haklarının güçlendirilmesi ve gelişimsel destek süreçlerinin sürdürülebilirliği konusunda diğer ülkeler için örnek bir “eser ve hizmet” yaklaşımı olarak değerlendirildi.