Sosyolog Orkun Demiral: Aşkı Bitiren Ayrılık Değil, İhmalin Sessizliği

Unutulmamalıdır ki aşkın en büyük düşmanı nefret değildir. Nefret bazen hâlâ duygunun var olduğunu gösterir. Asıl tehlike, umursamamaktır. Çünkü ihmal, sevgiyi sessizce tüketir; umutları yavaşça söndürür ve geriye yalnızca “Keşke biraz daha çabalasaydık.” pişmanlığını bırakır.

Sosyolog Orkun Demiral: Aşkı Bitiren Ayrılık Değil, İhmalin Sessizliği
A+
A-

İnsan hayatında bazı vedalar vardır ki tek bir cümleyle yaşanmaz. Ne bir kapı sertçe kapanır ne de “Artık bitti.” denir. Çünkü gerçek ayrılıklar, çoğu zaman aynı çatı altında, aynı sofrada ve aynı yastığa baş koyarken başlar.

Bir zamanlar saatlerce konuşan iki insanın söyleyecek sözü kalmadığında…

Göz göze gelmekten mutluluk duyan çiftlerin birbirinin yüzüne bakmayı unuttuğunda…

Bir “Nasılsın?” sorusu bile gereksiz görülmeye başlandığında…

İşte aşk o an sessizce can vermeye başlar.

Bugün ilişkilerin en büyük sorunu sevgisizlik değildir. Asıl sorun, sevginin gösterilmemesidir. İnsan, sevildiğini bilmek kadar bunu hissetmeye de ihtiyaç duyar. Bir kalbin en derin yarası, hakaret değil; görmezden gelinmektir. Çünkü insanı yoran tartışmalar değil, değer görmediğini hissettiği uzun sessizliklerdir.

Hayatın koşuşturması içinde çoğu zaman en çok ihmal ettiğimiz kişi, en çok sevdiğimiz insan olur. İş, sorumluluklar, telefonlar, sosyal medya ve bitmek bilmeyen telaşlar arasında sevgiyi sonraya bırakırız. Oysa sevgi ertelendikçe eksilir. İlgi gösterilmeyen her duygu biraz daha yalnızlaşır.

Bir ilişkinin ayakta kalmasını sağlayan şey pahalı hediyeler değildir. Büyük organizasyonlar da değildir. Bir fincan çayı birlikte içebilmek, yorgun bir günün sonunda “Bugün nasılsın?” diye sorabilmek, küçük bir teşekkür, samimi bir özür ya da beklenmedik bir sarılma bazen yıllarca sürecek mutluluğun temelini oluşturur.

Ne yazık ki insanlar çoğu zaman kaybettikten sonra değer vermeyi öğreniyor. Oysa sevginin kıymeti, yokluğunda değil, varlığında bilinmelidir. Çünkü bir kalp kırıldıktan sonra tamir edilebilir belki ama hiçbir zaman ilk günkü gibi olmayabilir.

Mutlu çiftlerin sırrı hiç tartışmamalarında değildir. Onları güçlü yapan şey, her tartışmanın ardından yeniden aynı masaya oturabilmeleri, birbirlerini dinleyebilmeleri ve “Biz” olmayı “Ben” olmaktan daha değerli görebilmeleridir. Sevgi, haklı çıkma savaşı değil; birlikte mutlu kalabilme sanatıdır.

Bugün belki de hepimizin durup düşünmesi gereken tek bir soru var:

Sevdiğimiz insana en son ne zaman gerçekten zaman ayırdık?

En son ne zaman telefonu bir kenara bırakıp gözlerinin içine baktık?

En son ne zaman hiçbir sebep yokken “Seni seviyorum” demeyi ihmal etmedik?

Çünkü aşk büyük sözlerle değil, küçük davranışlarla yaşar. Her gün yeniden verilen emekle büyür. İlgiyle güçlenir, anlayışla derinleşir ve paylaşıldıkça anlam kazanır.

Unutulmamalıdır ki aşkın en büyük düşmanı nefret değildir. Nefret bazen hâlâ duygunun var olduğunu gösterir. Asıl tehlike, umursamamaktır. Çünkü ihmal, sevgiyi sessizce tüketir; umutları yavaşça söndürür ve geriye yalnızca “Keşke biraz daha çabalasaydık.” pişmanlığını bırakır.

Bir ilişkiyi yaşatan mucize, kusursuz insanlar değildir. Birbirinin eksiklerini sevgiyle tamamlamaya çalışan iki yürektir.

Ve belki de aşkın en güzel tanımı şudur:

Sevgi, her sabah aynı insana yeniden “iyi ki varsın” diyebilmektir.

Sosyolog Orkun Demiral

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.