Erdoğan’dan Newsweek’e açıklamalar: “Diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisine verdiği röportajda Türkiye’nin çok boyutlu bir dış politika yürüttüğünü vurgulayarak, “Türkiye’ye ‘Batı mı, Doğu mu?’ şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz. Milli menfaatlerimizi, bölgesel istikrarı ve küresel barışı birlikte gözetiyor, köklü ittifaklarımızı muhafaza ederken yeni ortaklıklar kuruyor, gerektiğinde farklı güç merkezlerini aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Türkiye’nin istikameti açıktır” dedi.

Erdoğan’dan Newsweek’e açıklamalar: “Diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir”
A+
A-

Erdoğan’dan Newsweek’e açıklamalar: “Diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisinin sorularını yanıtladı. Birleşmiş Milletler (BM) 81’inci Genel Kurulu’na ilişkin hedeflerini değerlendiren Erdoğan, çatışmaların daha geniş coğrafyalara yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafların yeniden müzakere zemininde buluşmasına katkı sağlamak istediklerini belirtti.

Dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, güneyinde ve doğusunda ise farklı çatışmaların devam ettiğini söyledi. Bu gelişmelerin bölgenin güvenliği, ekonomisi ve istikrarını doğrudan etkilediğini belirten Erdoğan, “Böyle dönemlerde diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir” dedi.

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan Orta Doğu’daki gerilimlere kadar ihtilafların bütün taraflarıyla temas kurabildiğini belirten Erdoğan, barış için girişimlerde bulunmaya devam ettiklerini ifade etti.

“GÜVENLİK KONSEYİ’NDE REFORM ERTELENEMEZ”

Dünyanın ağırlık merkezinin değiştiğini belirten Erdoğan, yeni güç merkezlerinin yükseldiğini ve daha fazla ülkenin küresel karar alma süreçlerinde daha fazla söz sahibi olmayı talep ettiğini söyledi.

Birleşmiş Milletler’in bu değişimin gerisinde kalmaması gerektiğini ifade eden Erdoğan, BM Güvenlik Konseyi’nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini belirtti. Erdoğan, Genel Kurul’un iradesinin karar süreçlerine daha güçlü yansıdığı ve sorumluluğun daha adil paylaşıldığı bir uluslararası sistem için reformun ertelenmemesi gerektiğini kaydetti.

“HÜRMÜZ BOĞAZI’NDAKİ GERİLİM ENERJİ ARZINI VE KÜRESEL TİCARETİ ETKİLİYOR”

ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilime ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması ve tarafların müzakere zemininde buluşturulması gerektiğini söyledi.

ABD’nin NATO’da müttefik, İran’ın ise Türkiye’nin komşusu olduğunu hatırlatan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı son görüşmede İran-ABD geriliminde diplomasiden azami ölçüde yararlanılması gerektiğini ifade ettiğini belirtti. İranlı muhataplarla da temas kanallarının açık olduğunu söyleyen Erdoğan, Türkiye’nin bu imkanını gerilimi düşürmek için kullandığını aktardı.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkilediğini belirten Erdoğan, önceliklerinin çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmek olduğunu söyledi.

“MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI ÜÇÜNCÜ ÜLKEYE KARŞI DEĞİL”

Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na da değinen Erdoğan, anlaşmanın İran, İsrail veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Anlaşmanın daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için ortak sorumluluğun ifadesi olduğunu belirten Erdoğan, düzenlemenin BM Şartı’nın 51’inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını ifade etti.

Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağını belirten Erdoğan, verilecek karşılığın saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebileceğini söyledi. Erdoğan, istihbarat, lojistik ve mühimmat desteğinin yanı sıra tehdidin boyutuna göre daha ileri askeri desteğin de gündeme gelebileceğini ifade etti.

Erdoğan, Irak, Yemen veya başka bir yerde meydana gelebilecek gelişmelere bugünden otomatik bir askeri senaryo yazmanın doğru olmayacağını kaydetti.

“TÜRKİYE-AMERİKA İLİŞKİLERİNİ ÜÇÜNCÜ ÜLKE ÜZERİNDEN TARİF ETMİYORUM”

ABD Başkanı Trump ile doğrudan ve açık bir iletişimi olduğunu belirten Erdoğan, bunun Türkiye-ABD ilişkileri ve bölgesel gelişmeler açısından önemli bir imkan olduğunu söyledi.

Türkiye ile ABD arasında uzun yıllara dayanan çok boyutlu müttefiklik ilişkisi bulunduğunu belirten Erdoğan, savunma sanayisi, ticaret ve bölgesel güvenlik başta olmak üzere iş birliği alanlarının bulunduğunu ve ilişkilerin geliştirilmesi için potansiyel olduğunu ifade etti.

İran ile ABD arasındaki gelişmeleri Trump ile açık biçimde konuşabildiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin egemen bir devlet olarak komşularıyla ilişkilerini, müttefiklik yükümlülüklerini, bölgesel sorumluluklarını ve milli menfaatlerini gözeterek hareket edeceğini söyledi.

İsrail yönetimiyle ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu belirten Erdoğan, İsrail’de Türkiye’yi yeni bir tehdit kaynağı olarak sunmaya yönelik söylemin iç siyasi süreç ve seçim atmosferiyle bağlantılı olduğunu değerlendirdiklerini ifade etti. Türkiye’nin İsrail halkıyla veya herhangi bir toplumla husumeti olmadığını belirten Erdoğan, itirazlarının uluslararası hukuka aykırı gördükleri politikalara ve bölgede istikrarsızlığı derinleştiren adımlara yönelik olduğunu söyledi.

“İSRAİL’İN SALDIRILARI SURİYE’NİN EGEMENLİĞİNE ZARAR VERİYOR”

Suriye’deki gelişmeler ve İsrail’in saldırılarına ilişkin konuşan Erdoğan, Türkiye’nin dış politikasını kaçınılmaz savaş senaryoları üzerinden kurmadığını vurguladı.

Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istediklerini belirten Erdoğan, ülkenin yeniden ayağa kalkmasının, devlet kurumlarının güçlenmesinin ve terörle mücadele kapasitesinin artmasının bölgenin menfaatine olduğunu söyledi.

İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını bu çerçevede değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, söz konusu saldırıların Suriye’nin egemenliğine zarar verdiğini ve bölgede istikrarın sağlanmasını güçleştirdiğini ifade etti.

Türkiye’nin NATO içerisindeki konumuna da değinen Erdoğan, varsayımsal bir askeri çatışmanın sonuçlarını tartışmak yerine böyle bir ihtimalin ortaya çıkmasını önleyecek diplomasiye yoğunlaşmanın daha doğru olduğunu söyledi.

“TERÖRSÜZ TÜRKİYE STRATEJİK BİR HEDEFTİR”

“Terörsüz Türkiye” vizyonunun stratejik bir hedef olduğunu belirten Erdoğan, PKK’nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararları önemli bir eşik olarak gördüklerini, ancak asıl olanın kararların sahada eksiksiz uygulanması olduğunu söyledi.

Örgütün bütün unsurlarıyla silah bırakması, illegal yapının tasfiye edilmesi ve sürecin devletin ilgili kurumlarınca tespit ve teyit edilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, Suriye’deki silahlı unsurların da merkezi devlet yapısı altında bütünleşmesinin Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve toplumsal birliği açısından gerekli olduğunu ifade etti.

Erdoğan, sürecin eşit vatandaşlık temelinde ilerlemesini ve Kürtler dahil bütün Suriye halkının kendisini daha güvenli, özgür ve müreffeh hissedeceği bir düzenin kurulmasını desteklediklerini söyledi.

Kürtlerin Türkiye’nin kardeşleri olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin ölçüsünün etnik kimlik değil, terör, şiddet ve milli güvenliğe yönelik tehdit olduğunu ifade etti.

“TÜRKİYE YENİDEN MÜZAKERE MASASININ KURULMASINA HAZIR”

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yayılma riskine de değinen Erdoğan, sağduyuyla hareket edilmesi, iddiaların sağlam deliller üzerinden değerlendirilmesi ve gerilimi artıracak adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarını Türkiye’nin her iki tarafla konuşabilmesinin somut sonuçları olarak gösteren Erdoğan, hem Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hem de Ukrayna yönetimiyle doğrudan temas kurabildiklerini belirtti.

Karadeniz’in güvenliğinin öncelikleri arasında olduğunu ifade eden Erdoğan, sivil deniz taşımacılığının, ticaret yollarının ve enerji altyapısının savaşın dışında tutulması için taraflarla temasların sürdüğünü söyledi.

Türkiye’nin yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazır olduğunu belirten Erdoğan, savaş uzadıkça insani, ekonomik ve siyasi maliyetlerin arttığını ifade etti.

“TÜRKİYE’YE ‘BATI MI, DOĞU MU?’ TERCİHİ DAYATILMASINI DOĞRU BULMUYORUZ”

Türkiye’nin dış politikasına ilişkin değerlendirmesinde Erdoğan, Türkiye’ye “Batı mı, Doğu mu?” şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmadıklarını söyledi.

NATO’daki konumlarını güçlendirirken Türk Devletleri Teşkilatı ile iş birliğini derinleştirdiklerini, İslam İşbirliği Teşkilatı’nda aktif sorumluluk üstlendiklerini ve Şanghay İşbirliği Örgütü ile ilişkileri geliştirdiklerini belirten Erdoğan, G20 ve D-8 gibi çok taraflı platformlarda da etkinliği artırdıklarını ifade etti.

ASEAN ile iş birliğinin “Diyalog Ortaklığı” seviyesine yükseltildiğini belirten Erdoğan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı da bu yaklaşımın yakın dönemdeki örneklerinden biri olarak nitelendirdi.

Çin ile ticaret, yatırım ve bağlantısallığı geliştirmek istediklerini belirten Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun küresel lojistik ve ticarette daha büyük rol üstlenmesini önemsediklerini söyledi.

Türkiye’nin Irak ile Kalkınma Yolu Projesi’ni hayata geçirdiğini belirten Erdoğan, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan’a yeni demir yolu ve kara yolu bağlantısallığı vizyonu ortaya koyduklarını ifade etti. Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki konumunun çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politika yürütmeyi gerektirdiğini belirten Erdoğan, milli menfaatleri, bölgesel istikrarı ve küresel barışı birlikte gözetmeye devam edeceklerini söyledi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.