Güneş, özellikle ev ortamındaki davranışların doğru okunmasının önemine dikkat çekiyor. Sahibinin sürekli peşinden ayrılmayan, kapıda bekleyen veya ev içerisindeki hareketleri sürekli kontrol eden bir köpeğin davranışlarının yalnızca sevgi göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Köpeklerle iletişim denildiğinde akla yalnızca komutlar, ödüller ve eğitim programları gelmiyor. Son yıllarda hayvan davranışlarını anlamaya yönelik yaklaşımlar da giderek daha fazla ilgi görüyor. Türkiye’de uzun yıllardır köpek davranışları üzerine çalışmalar yürüten Sait Emre Güneş ise bu alanı farklı bir bakış açısıyla ele alan isimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Güneş’in yaklaşımının merkezinde tek bir soru bulunuyor: Bir köpek neden böyle davranıyor?
Ona göre havlama, agresyon, sürekli sahibinin peşinden gitme, yalnız kalamama veya çevresine karşı aşırı tepki gösterme gibi davranışlar yalnızca ortadan kaldırılması gereken sorunlar olarak görülmemeli. Bu davranışların arkasındaki nedenlerin anlaşılması gerektiğini savunan Güneş, köpeğin yaşadığı çevreyi, aile içindeki iletişimi ve hayvanın duygusal durumunu birlikte değerlendirmeye odaklanıyor.
Sait Emre Güneş’in dikkat çeken söylemlerinden biri “Köpek eğitilmez, aile eğitilir” yaklaşımı. Bu anlayışta köpeğin davranışlarını değiştirmek kadar, birlikte yaşadığı insanların iletişim biçiminin de önemli olduğu vurgulanıyor.
Güneş, özellikle ev ortamındaki davranışların doğru okunmasının önemine dikkat çekiyor. Sahibinin sürekli peşinden ayrılmayan, kapıda bekleyen veya ev içerisindeki hareketleri sürekli kontrol eden bir köpeğin davranışlarının yalnızca sevgi göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ediyor.
Bu noktada eğitim sürecinin köpeğin yaşadığı ortamdan koparılmadan yürütülmesini savunan Güneş, aile bireylerinin de sürecin aktif bir parçası olması gerektiğini belirtiyor.
Onun yönteminde amaç yalnızca “otur”, “bekle” veya “gel” gibi komutların öğretilmesi değil. Köpeğin davranışının altında bulunan nedenin anlaşılması ve insan ile hayvan arasındaki iletişimin yeniden kurulması ön plana çıkıyor.

Güneş’in çalışmalarında köpek davranışlarının yanı sıra insan psikolojisine yönelik ilgisi de dikkat çekiyor. Bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi, duygu odaklı terapi ve aile danışmanlığı gibi psikoloji alanlarından edindiği bilgileri köpeklerle iletişim yaklaşımında değerlendirdiğini belirtiyor.
Bu bakış açısı, köpek eğitimini yalnızca teknik komutlardan oluşan bir süreç olarak görmeyen bir anlayış ortaya koyuyor.
Güneş’e göre köpek ile insan arasındaki ilişki çift yönlü ilerliyor. Köpeğin davranışlarını anlamak için yalnızca hayvana bakmak yeterli değil; aynı zamanda insanın davranışlarının da değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle seanslarda ailelerin iletişim biçimi, ev düzeni, sınırlar ve köpeğin günlük yaşamındaki stres kaynakları da ele alınabiliyor.
Sait Emre Güneş’in çalışmalarının merkezinde Türk Davranış Bilimi Protokolü olarak adlandırdığı TDBP yaklaşımı bulunuyor.
Bu yaklaşımda köpeklerin yalnızca komutlara tepki veren canlılar olmadığı, çevrelerini algılayan, deneyimlerinden öğrenen ve farklı duygusal tepkiler geliştiren canlılar olduğu görüşü öne çıkıyor.
Güneş, köpek davranışlarını değerlendirirken beden dili, stres düzeyi, çevresel uyaranlar ve insan-hayvan ilişkisini birlikte ele almaya çalışıyor. Özellikle yoğun stres altında bulunan bir köpeğin öğrenme ve çevresine verdiği tepkilerin değişebileceğini vurguluyor.
Bu nedenle davranışın yalnızca görünen kısmına müdahale etmek yerine, davranışın ortaya çıkmasına neden olan koşulların anlaşılması gerektiğini savunuyor.
Güneş’i farklılaştıran unsurlardan biri de çalışmalarını sosyal medyada görünür hale getirmesi.
Seanslardan çeşitli görüntüleri takipçileriyle paylaşan Güneş, videolarda köpeklerin beden hareketlerini ve davranışlarını yorumlayarak izleyicilere aktarıyor. Bu içerikler yalnızca köpek sahiplerinin değil, hayvan davranışlarına ilgi duyan geniş bir kitlenin de dikkatini çekiyor.
Sosyal medyada kendine özgü anlatım biçimiyle tanınan Güneş için takipçileri tarafından farklı benzetmeler de yapılıyor. Bunlardan biri de dünyaca tanınan köpek davranış uzmanı Cesar Millan’a gönderme yapan “Türkiye’nin Cesar Millan’ı” ifadesi.
Ancak Güneş’in kendi çalışmalarında öne çıkardığı temel nokta, herhangi bir kalıba bağlı kalmadan köpeğin davranışını anlamaya çalışmak.
Sait Emre Güneş’in çalışmaları yalnızca Türkiye’deki köpek sahipleriyle sınırlı kalmıyor. Almanya, Azerbaycan ve Amerika başta olmak üzere farklı ülkelerde yaşayan köpek sahiplerine çevrim içi eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunduğunu belirten Güneş, dijital platformların bu alandaki iletişimi değiştirdiğini ifade ediyor.
Farklı ülkelerde yaşayan insanların aynı davranış problemleriyle karşılaşabilmesi, çevrim içi danışmanlığı da önemli bir alternatif haline getiriyor.
Güneş’in çalışmalarında ayrıca kamuoyunun yakından tanıdığı bazı isimlerin köpekleriyle ilgili süreçlerde kendisinden destek aldığı belirtiliyor. Cem Hakko, Nilperi Şahinkaya, Evrim Akın, İzzet Çapa ve Berkay Tulumbacı gibi isimlerin de bu kapsamda Güneş’ten destek aldığı ifade ediliyor.
Sait Emre Güneş’in uzun vadeli hedefi ise geliştirdiği yaklaşımı daha geniş bir akademik zemine taşımak.
Anadolu’nun köklü hayvan yetiştiriciliği ve çobanlık kültüründen gelen deneyimlerle modern davranış bilimlerini bir araya getirmeyi amaçlayan Güneş, Türk Davranış Bilimi Protokolü’nün akademik bir müfredata dönüşmesini hedeflediğini söylüyor.
Onun hikâyesi, köpek eğitimini yalnızca komut öğretme süreci olarak görmeyen bir anlayışın etrafında şekilleniyor. Güneş, köpeklerin davranışlarını anlamanın yolunun onları susturmaktan değil, ne anlatmaya çalıştıklarını çözmekten geçtiğini savunuyor.
Bu yaklaşımın merkezinde ise insan ile köpek arasındaki ilişkinin yeniden tanımlanması bulunuyor. Güneş’in “Köpeklerin Elçisi” olarak ifade ettiği vizyonu da tam olarak bu noktada şekilleniyor: Köpeklerin davranışlarını değiştirmekten önce, onların dünyasını anlamak.